Yaralı ayna


Bile bile lades dedikleri bu olsa gerek...
İçimi acıta acıta öğreniyorum  bazı şeyleri, canımı yaka yaka...
Yüreğimi parçalaya parçalaya son pişmanlıklarım başkasına fayda sağlasa da hep kendime zararım...
 Hep kendimden bir parça eksiltiyorum hep bağışlıyorum zamana mutluluklarımı...
Sadece göz yaşı biriktiriyorum kumbaramda sadece kırgınlıklar. ..
 Geçmişi geri getiremediğim gibi başkalarının hatalarını kendi hatam gibi görüp yıpratıyorum kendimi...
Başkalarını sevdiğim kadar kendimi sevmiyorum, zaman ayırmıyorum kendime  ne istiyorum diye sormuyorum, hep başkalarının istediği gibi biri olmaya çalışıyorum, gülüşlerim bile sahte, sırf başkaları mutlu olsun diye...
 Ürküyorum sevilmemekten çok seversem çok sevilirim sanıyorum  sanırım en büyük yanlışı burada yapıyorum, biraz şefkat için  benliğimi hediye ediyorum iki kuruşluk insanlara...
Aslında biliyorum ben olmaktan çıkıyorum, her gelen  sadece onarılmayan iltihaplı yaralar bırakıyor ruhuma...
Ruhum sevilmek kelimesini sadece sözle biliyor   sevgiyi acı çekmek sanıyorum, sadece kendinden  vermek...
 Mücadele ediyorum boş yere  yel değirmenleriyle savaşıyorum...
Başkalarına verdiğim değeri  kendime vermiyorum, biliyorum ama ben bir türlü uslanmıyorum...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Rare Disease Day and the promises of personalized medicine

O ur daughter Ellen wrote the post that I republish below 3 years ago, and we've reposted it in commemoration of Rare Disease Day, Febru...