BİLEMEZDİM

Unutmak benim hayatımda bir çeşit lokman hakim tavsiyesidir,tavsiyesiydi yani .
Hani  işte hastalığın tedavisi için tıbbi  ilaçlarını da alırsın ama tam toparlanmak için unutma tozuna bulayarak anıları tüketmen gerekir. Ermiş kadın şifası zannederdim yani ben unutmayı.
   Zamanla, yaş aldıkça, büyüdükçe …  unutmanın alışkanlık olduğu hafızasız topraklarda yaşadığımıza aymaya başladım. Her yeni yaşımda, her köşe başımda başka devrin kederleri ,öyle bir gram unutulmamış cayır cayır yanıyordu. Unutulmamalıydı, biz unuttuğumuzda zalimin içi rahatlayacaktı.  
  Unutmak da unutmamak da aynı ölçüde şifa olabiliyordu.Kafa karıştırıcı ama gerçek …
  Nasıl oluyor peki ?
                                  
                                                    ************
   Kelimeler de süblimleşebiliyor belki. Onlar da yaz geldiğinde kaldırılan kışlık elbiselerin arasına konan naftalinler gibi katı halden gaz haline dönüşüyorlar.
   Üzerinde yürüdüğüm, nefes aldığım, geçmişimi dallarına astığım bu topraklar için unutmak katı haldeyken, evimin içinde anneannemin zihninde aniden gaz haline dönüşüyor.
Patlayan insanlığın ardından kaskatı mıh gibi durması gereken unutamamalar, yetmiş dokuz yaşındaki yaşlı bir çocuk haline gelen kadının içinde uçucu, tutulamaz bir hal alıyor
                                                         
                                                     *************.
 
   On sene önce Çanakkale’nin küçük bir ilçesinde merdivenli sokaktaki kapımızın önünden o akşamki düğüne çalmaya giden çingene müzisyenlerin arkasından bakarken aklımın ucundan bile geçmezdi bu kelimenin hayatımın en büyük sınavı , en büyük öğretisi olacağı.
İnsan soyunun aynı kelimeler içinden geçirdiği bu kadar farklı hikaye , bu kadar farklı gerçeklik olacağını hayal bile edemezdim. Toplumsal kederlerimizin üstesinden gelmenin tek yolunun unutmadan gönül gönüle durmak olmasını,  kişisel kederlerimizin nefesimizi kesmemesi için zihnimizin hızla unutmayı seçmesini, anneannemin dünyasındaki unutulmuş mutsuzlukların yarattığı mutluluğu asla tahmin edemezdim.
       
        On sene önce küçük bir kasabada kapı önü sohbetleri esnasında bilemezdim,
                         kelimelerin de  süblimleşebildiğini …..

   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Rare Disease Day and the promises of personalized medicine

O ur daughter Ellen wrote the post that I republish below 3 years ago, and we've reposted it in commemoration of Rare Disease Day, Febru...