DİLERİM ....

Uzağın ne zaman uzak yakının ne zaman yakın olduğunu anlamak için yeterince  uzaktan bakabilmek lazımmış meğer…
          **********
   Yoğun trafikte sıkıştığında, sevdiğini terk ettiğinde, başarısız olduğunda , yorulduğunda , yaralandığında , nefesi kesilmeye yüz tuttuğunda insanı bir gitmek alır bir gitmek…
    O an her neredeysen en yakın otobüs durağına, havalananına ne bileyim feribot iskelesine falan atmak ister insan kendini…  yol arkasında ip gibi incelirken sanki içi çoğalacakmış gibi düşünür.
 Yani ben sık sık düşünürüm , düşünüyorum , düşündüm ,düşünmekteyim …
    Aslında rakamlara bakarsınız çok da eski sayılmam bu hayat dediğimiz curcunanın içinde ,hatta bazıları hala pek kale almazlar aklımın yaşını,oysa yaşımda değil aklım başımda ama bu da başka bir zamanın konusu. Rakamlara bakmayın siz bazen yüz yaşındaki biri kadar yorgun olurum , hissetmekten, hissedememekten, hissetmeye çalışmayı hissetmekten nefes alacak takatım kalmaz, düşünmekten konuşulanı anlamaya çalışmaktan benim dışımdaki herkesin hakkımda ya da kendi aralarındaki fikirlerini tartıp biçmekten elimi kaldıramaz kalırım.
   Gitmeyi tüm bunlardan dolayı mı bilmem ama hep çok önemsedim, zihnimde ruhumda hep vardı hep var bu gitmeler ..
  Ve ilk defa hemen hemen yirmi gün önce gerçekten gittim … doğduğum ait olduğum sahip olduğum bir yerden evden mahalleden, meydandan ,şehirden çok uzakta hiçbir şeysiz sapsade kaldım. Yola çıkarken kelimelerin dışında bir şeyler bulmayı umuyor muydum bilmiyorum ama burada doğduğum yerden çok uzakta kendimi buldum meğer içimdeki beni bulmam için ülkemdeki kendimden gitmem gerekiyormuş. Omzumdaki yükleri-kim tarafından yüklendiği mechul-atınca bir havalimanının kalabalık bekleme salonuna; kafamın içi boşalınca kalbim elini uzattı bana…
     Çok çok uzak diyarların birinde , birbirinin aynısı bolca ve yorgun zamanlarımın arasında kalbiyle sohbet edebilen , sadece kafasının içindekine değil ruhunun ortasındakine kulak verebilen yeni kişi dilerim , diline, dününe döndüğünde havalananında terk ettiğin endişelerin beklemiyordur seni  ….

                         

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Rare Disease Day and the promises of personalized medicine

O ur daughter Ellen wrote the post that I republish below 3 years ago, and we've reposted it in commemoration of Rare Disease Day, Febru...