İç Ses - 21

Kısacık saçlarıyla ve omurgasının üstündeki omurga dövmesiyle kısa boylu ve siyah saçlı kadın…
 Böyle sanki kalbimim ritmiymiş gibi hissettim cümleler kurmuş. Muş diyorum çünkü o şimdi benim ruhumla onayladığım cümlelerini söylerken ben hayatımı çoktan seçmeli şıklar arasından en doğruyu seçerek düzene koyabileceğime inanıyordum. Kulağımda bebekliğimde kulağıma akıtılmış nostaljik sedalar, ruhumda ağır ol molla desinler lafının sevimsiz ağırlığı.
Çocukluğum büyük kısmı çoktan seçmeli testler arasında geçti ve bu hiç havalı değil pek tabi.Çocuklarıma anlatılacak çocukluk hikayelerimin yerini güvensizlik ve belirsizlik içindeki canım topraklarda bebek yaşta ruha enjekte edilen gelecek kaygısıyla çözülen testler aldı. Ötelemek zorunda kaldım. Ya da kaldık bu bireysel bir mesele değil malum bizim devre reva çocukluk böyle bir şeydi.  İşte ben o zamanlar hayatı ve kendimi zerre kadar tanımazken ki geometriyi kendimden iyi tanırdım, yanı başıma güzel insanlar düştü.
 İşte sonrası aslında tanıdık hikaye. Kendi mucizeme sıkı sıkı tutunup ; önce kendimi sonra hayatı tanıyarak bir şeyleri düzenleyip yeni şeyler üretebileceğime aydım.
- Sonrasında da zaten ruhum(uz) boktan çıkmadı. -
 Kendimi köşelerimi, zaaflarımı, vahşetimi, dehşetimi, zayıflığımı  … gördüm.
Görmeye öğrenmeye devam ediyorum.
Sinir uçlarıma dokunulduğunda tepeden tırnağa şiddet olabiliyormuşum meğer.
Her şeyi anlatarak, anlaşarak, konuşarak, dinleyerek çözebileceğime dair olan derin inancım aynı zamanda krizimi yaratmış. Karşımdaki insanın sarsılmaz öz güvenini sos yaptığı yanlışına tahammülüm yokmuş meğer. Tüm iyi niyetimle anlatmaya çalıştığım şeyi zerre idrak edemeyip üstelik o tuhaf cesaretle suratıma özgüvenli saçmalıklarını püskürtmesine tahammülüm yokmuş.
Henüz o kadar kalınlaşmamış derim.
Henüz kendi çıkarlarını ve ruh sağlığını her şeyden önde tutabilen sıradan bir yetişkin olamamışım.
Hala konuştuğum kadar susabiliyormuşum.
Hala kırmızı çizgilerim cümlelerden çiziliymiş.

  İşte ben küçük bir bilgisayar ekranında o kısa siyak saçlı kısa boylu kadının şarkılarını dinlerken ve zihnim anlık sıçralamalarla yerinde duramazken aklıma bunlar geldi.  Bir de  ailem olmuş dostlarımla o kadının bir konserinden çıktığımızı hayal ettiğim yaz kokulu çocukluk hayali.
  Ve gökyüzünde kayan yıldızların ardından tutulan dilekler.
Ve kalplerimizdeki orman .
Kısacık saçlarıyla ve omurgasının üstündeki omurga dövmesiyle kısa boylu ve siyah saçlı kadın sıradaki şarkın zamana gelsin.
Hani her şey zamanlaymış ya.

Buna inanabilelim diye söyle.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Rare Disease Day and the promises of personalized medicine

O ur daughter Ellen wrote the post that I republish below 3 years ago, and we've reposted it in commemoration of Rare Disease Day, Febru...